The Fall

// Ağustos 8th, 2009 // Sanat, Sinema

Facebook'da Yayınla

The Fall. ilk 45 dakikasını izledim ve uyumaya karar verdim. Film beni sıkdı. Film de gördüğüm şeyler. Tavsiye edilecek türden değildi henüz. Gördüğüm kadarıyla Tarsem Singh Cell’de ki oryantalist ve sürreal çekimleri nedeniyle bu filme uygun görülmüşdü. Film sürreal anlatımın dışına çıkınca (hastanedeki sahneler) tam bir David Fincher filmine dönüşüyordu. Bkz. Benjamin Button ve diğer eski Fincher filmleri. Fincher ismini en başta gördüğüm için adam Sanki “benjamin button üzerine böyle bir filmle devam etmiyeyim demişde, filmi üzerine etkimi koyabileceğim birine vereyim demiş miş” sanki dedim içimden. Zaten bunları düşünmek yüzünden sıkıldım. (filmin başında David Fincher ve Spike Jonze) isimleri geçiyor buarada. bende cell ve benjamin in yönetilmesinde ki benzerlikleri ve filmin çok da orijinal olmadığını göstermek istedim. Aklıma gelen benzer sahnelerin resimlerini imdb de aramaya başladım.  Sinemada tarz okuma hissiyatım iyidir. Tarsem’in aslında yardımcı yönetmen olarak Benjamin Button’da Fincher’ın yanında çalıştığını imdb de görünce bu kadar mı gözüme gözüme olur boşuna değilmiş içimde ki his diyorum. Bak şu işe derken filme giderek uyuz oluyorum. Bunu hemen yazmam lazım diyorum ve filmi izlemeye devam ediyorum.

the fall poster

the fall poster; Salvador Dali resimleriyle benzer.

2. kısımda  şu ana kadar beni sıkan herşeyi unutturacak şekilde olaylar gelişiyor. Morfinlerin ardından gelişen olaylar ve kızın kendini ve etrafında ki herşeyi hikayenin içine koyması çok güzel. Kızın evinin yağmalandığı sahnelerin anlatıldığı editi özellikle çok beğendim. Tarsem’in başarısı olarak gördüm. Çocuğa anlatılan kalp kırıcı sonlandırmaya kendimi çok kaptırıyorum ve o acımasızlığı unutacağımı sanmıyorum. Yine de orta lezzette sona bağlandığına memnun oluyorum. Filmin kapanışı da sinemaya emek veren dublörlere teşekkür niyetinde. Zaten son sözlerde iyi denk düşürülmüiş Filmi neticede çok beğendim. Çok iyi kotarılmış. Tavsiye eden Aylin’e teşekkür ederim. Herkese tavsiye ederim. Ama bu film de Tarsem’in etkisi yönetmen olarak ne kadar varsa. David Fincher’ın de o kadar var. Bunu çok iyi hissettim. Son bir nokta daha Tarsem’i senaryo yazımına katkıda görmek de dikkatimden kaçmadı. Zira filmi film yapan çekenden çok yazandır bence. Tabii bence. Son söz o kız unutulabilir mi? Alexandria rolünde Catinca Untaru. Allah kaderini iyi yazsın. İnsanda yeniden çocuk olma duygusu uyandırıyor. Bi ara cennete yolum düşerse. Huri, hurma istemem yeter ki bana yeniden çocuk olma şansı ver bile dedim içimden.

Not:  kızın kızılderiliyi hintli sanması gibi algı esprileri bol bir film :)

Facebook'da Yayınla

Yazar Hakkında - İlker


(1977 - 2010) The Passenger

  • Alexandria
    Film hakkinda bir kac bilgi
    The fall'un yapim tarihi 205, yayin tarihi 2006. benjamin button'in 2008. Yani Fall yeni bir film degil, sadece kesfedilmeyi bekleyen bir film. Dolayisiyla Fincher olsa olsa Tarsem'den etkilenmistir diyebilecegim.
    Tarsem, Benjamin Button da yardimci yonetmen degil, hindistan da gecen cekimlerde 'second unit director'. yani kameralar gruplara ayriliyor ve her grubun bir yonetmeni oluyor. kendisi de hindistan cekimlerinde ikinci kamera grubunun yonetmenligini yapiyor.
    tarsem hikayesini bitirdikten sonra uzun bir sure bu filmi cekebilmek icin para ariyor ama bir turlu butceyi tamamlayamiyor..yardimina david fincher yetisiyor hikayeyi okuduktan sonra ve spike jonez a bu filme para yatirmayi oneriyor... ikilinin isimlerinin var olusu tamamen duygsal yani...
    Tarsem bu filmin yazarlarindan.
    Yonetmen-yazar ikilemine gelince...Cok guzel bir senaryonun kotu bir yonetmenin eline dustugunu gormediniz mi hic? ben cok gordum.hic te seyiri cekilir birsey olmuyor onu soyleyebilirim. Keza kotu bir senaryoyu cok iyi bir yonetmen de harikaya ceviremiyor. Bu durumda ikisini cok ayirmanin dogru oldugunu da dusunmuyorum.
    geri kalan yorumlar icin pek soylenebilecek birsey yok, ne guzel seven biri daha cikti:)Tarsem gonullerimize Catinca'nin da buyuk yardimiyla birden oturuveriyor.. Hep daha cok insan seyretsin bu filmi, hep daha cok!
  • the fall'ın benjamin' e benzemeyeceğini çünkü daha önceden yayınlandığına değinmişsin. katılmıyorum. senelerdir imdb de benjamin'i pre production olarak görmek imanımızı gevretmişti. üzerinde çalışılan bir projenin diğeriyle nerede benzeşmeye başladığını burdan çıkarmak zor gibi görünüyor bana ve benjamin button diye bir film olmasa dahi ben bu filmde fincher parmağı olduğunu söylerdim. Tıpkı fincher da hitchcock'un olduğu gibi. şimdi asıl meseleye geliyorum. Tarsem istiyerek Fincher'a mı özendi? Hayır. Cevabı sen vermişsin bile. Fincher mainstream bir yönetmen. Ve hele para yatıran biri olarak müdahalelerde bulunduğundan oldukça eminim. Dediğin gibi tamamen duygusal yani sinemadan senin kadar çok anlamayabilirim ama yapımcıların eser üzerinde ki etkisinin payını müzikten dolayı biliyorum. Neyin ticari olarak prim yapacağını en iyi onlar bilir. Diğer düzeltmeler için teşekkürler.
  • " So first THE CELL, then THE FALL. What's next? THE BELL, THE WALL, THE DILL, THE DELL? " diyen biri.
blog comments powered by Disqus